top of page

Vajinismus: 1 Yanlış 1 Doğru

Vajinismusa yönelik var olan inanç ve düşünceler, güncel bilimsel araştırma ve yaklaşımların ışığında yeniden ele alınmıştır. Bununla birlikte cinselliğe yönelik yapılan araştırmalar kadınları bedeniyle barıştıran, kendilerinin ve cinsel yaşamlarında isteklerinin önemli olduğu yeni tanımlamalara yer vermiştir. Fakat günümüzde cinsel eğitim eksikliği, sosyo-ekonomik eşitsizlik nedeniyle tedaviye ulaşamama gibi birçok faktör bireylerin cinsel yaşantısını etkilemeye devam etmektedir. Bu yazıda ise vajinismusa yönelik var olan yanlış inançların güncel veriler üzerinden yeniden ele alınması amaçlanmaktadır.


Vajinismus, cinsel birleşme esnasında duyulan korku ve vajina girişinde yoğun ağrıya eşlik eden istemsiz kasılmaların cinsel birleşmeyi engellediği bir sorun şeklinde tanımlanabilir. Bu korku penisten farklı olarak vajinaya herhangi bir -parmak, tampon, tıbbi muayene, vb.- etkiden veya bu durumun hayal edilmesinden dolayı oluşabilmektedir. Yaygınlığına yönelik net bir oran bulunmamakla birlikte doğu ülkelerinde daha sık gözlenmektedir [1].


Günümüzde var olan geçersiz inançlara ilk olarak vajinanın dar yapısı ve penisin vajinaya girişinin mümkün olamayacağı düşüncesi örnek verilebilir. Bu anlamda geçmişte vajinanın yapısı “yetersiz” olarak değerlendirilse de güncel araştırmalarla vajinanın esnek ve penisi içine alabilecek yeterli yapıda olduğu kanıtlanmıştır [2].


Yalnız olduğumuzu düşünsek de vajinismus tedavi edilebilir ve kadınlar arasında görülebilen bir sorundur. Yapılan çalışmalarda görülmektedir ki kadınlardan %30 ila 60’ı cinsel bir sorunla karşılaşırken, ülkemizdeki kadınlarda en çok başvurulma oranı vajinismus olarak belirtilmiştir [3].



İlk cinsel deneyimde kızlık zarının parçalanacağı ve çok fazla kan, ağrı ve acıya yol açacağına yönelik travmatize edici birtakım söylemler toplumda kulaktan kulağa aktarılmaktadır. Bu duruma yönelik doğru olmayan inançları yeniden yapılandırma, vajina ve hi men fizyolojik yapısı hakkında aile ve bireylerin bilgilendirilmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi ve Bibliyoterapi bu uygulamalardan bazılarıdır [4].


Sahip olduğumuz bireysel özellikler ve genetik alt yapıdan ayrı olarak kültür, vajinismusun oluşmasında önemli bir etkiye sahiptir. Kültürel anlamda aşırı bağlı ve iç içe yapılı ailelerde, çiftlerin evlilikten hemen sonra çocuk yapmalarına yönelik beklentileri, kadının bekareti ve soyun devamına yüklenen anlamlar vajinismusu bireysel kaynaklı bir problem olmaktan çıkarmaktadır [4].


Vajinismuslu kadınların cinsel açıdan isteksiz oldukları, dokunulmaktan ve dokunmaktan haz almadığına yönelik inançları nedensel açıdan ele almak vajinismusu anlamada önemlidir. Vajen girişine yönelik korku, birleşme sırasında acı ve ağrıya odaklanma, eşlik eden kasılmalar sonrası yineleyen başarısız denemeler, bireylerde yetersizlik duygusunu ve var olan olumsuz inanışları beslemektedir [1].


Tanı konulmadan önce gelen şikayetleri değerlendirmek, fiziksel muayene ile fizyolojik bir sorunun varlığını araştırmak önemlidir. Yapılan incelemenin ardından nedenin psikolojik veya fizyolojik olup olmadığı öğrenilerek yüksek oranda başarı sağlayan tedavi uygulamaları bireylere sunulmaktadır [3]. Bu açıdan fiziksel muayene konusunda telaşa kapılmamak ve fiziksel muayenenin doğru tanıyı koymada önemli olduğunu belirtmek gerekir.


Vajinismusun tedavisinin olmadığı veya uzun süreler gerektirdiği, bu nedenle sorunu önemsemeyip geçmesini beklemek var olan diğer yanlış düşüncelerdendir. Vajinismusta duyulan korkunun fobi düzeyinde tanımlanması, cinsel birleşmenin fiziksel ve ruhsal açıdan acı verici olarak deneyimlenmesi bireylerin kaçınma-fobi kısır döngüsüne girmelerine sebebiyet vermektedir. Ayrıca fobi tedavisine benzer uygulamalar bireylerde cinsel ilişkiyi yeniden mümkün kılmaktadır. Örneğin, kas gevşetme egzersizlerinde kadının ilk aşamalarda parmağını (ya da kullanmak için rahat hissettiği herhangi bir nesneyi) kullanarak rahat bir şekilde vajen girişinin sağlanması amaçlanır. Ancak yapılan çalışmalarda temel faktör cinsel ilişkiye girmenin sağlanması iken cinsel doyuma yönelik değerlendirmeler ayrı tutulmuştur [2, 5].


Kızlık zarının cerrahi yöntemlerle alınması (hymenoktomi) ile cinsel birleşmeye yönelik tüm korkuların kaybolacağı fikri doğru bulunmamaktadır. Vajinada gözlemlenen kasılmaları ağrıya yönelik bir yanıt şeklinde değerlendiren kaynaklar cinsel organa cerrahi bir müdahaledense psikolojik yaklaşımları ve cinsel eğitimin önemine işaret etmektedir [2].


Kaynaklar


İçerik Üreticisi: Berra Üçüncü
Editör: Ladin Toplu
4 Ağustos 2022 tarihinde güncellendi.

Komentarze


bottom of page