top of page

Regl Mitleri - 4

Tabulaşmış regl kavramı insanlar üzerinde baskı yaratmakta ve kişileri değersiz hissettirmektedir. Her şeye rağmen regl hakkındaki önyargıları yıkmak ve farkındalık yaratmak günümüzde hızla önem kazanmaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda hazırladığımız regl mitleri serimizde regl konusunda doğru bilinen yanlışları ele almaya devam ediyoruz.



Etiketlemeler, baskılar ve ön yargılar regl hakkında konuşmayı zorlaştırmaktadır. Konuşmak ve paylaşmak geri planda kaldıkça da yanlış iddialar hızla çoğalmaktadır. Zamanla kök salan bu yanlış ifadeler kişilerin çaresiz ve yetersiz hissetmelerine neden olur. Tabulaşmış fikirleri ve inançları sarsarak doğrulara yer açmak için konuşmaya devam etmek gerekir.


1. “Regl iken hamile kalınmaz.”


Sıkça duyulan mitler arasında yer almaktadır. Regl döngüsünde hamile kalma olasılığı düşük olsa dahi hamile kalma ihtimali her zaman vardır.


Genellikle adet döngüleri 28 gün sürmektedir [1]. Bu dönem kadınların doğurgan olduğu zamanı da kapsamaktadır. Yumurta, yumurtlama işleminden sonra 12 ila 24 saat arasında canlılığını korumaktadır [1]. Bu süre içinde, hamile kalmak için yumurtanın rahim içerisinde aktif olan sperm ile buluşması gerekir. Spermler ise yaklaşık üç güne kadar canlı kalabilir [1]. Kısacası ovulasyon döneminden önce ve sonra hamile kalma olasılığı mevcuttur [1]. Regl süresinin sonlarına doğru eğer rahimde canlı bir sperm varsa, hamile kalma olasılığı artar [1].


Menstruasyon döneminde hamile kalmamak için doğum kontrol yöntemlerine başvurmak gerekir. Prezervatif kullanımı, doğum kontrol hapları ya da kontraseptifler kullanılabilir. Böylece hem gebelik riski hem de cinsel yolla bulaşan hastalıklar engellenmiş olur [1].


2. “Herkes Premenstrüel sendrom (PMS) yaşar.”


Premenstrüel sendrom çoğu kişi tarafından deneyimlenir. Ancak bu herkesin yaşadığı bir süreç değildir. Bazı kişilerin menstruasyon dönemleri semptomatik açıdan çok daha yoğun geçmektedir. Karın ağrısı, mide bulantısı, ishal, akne oluşumu ya da ışığa ve sese karşı hassasiyet PMS semptomları arasında yer almaktadır [2]. Araştırmalar PMS’in neden kaynakladığını tam olarak açıklayamasa da çeşitli varsayımlarda bulunmaktadırlar [2].


PMS hormonal dengesizliklerden dolayı meydana gelebilir. Östrojen ve progesteron hormonlarının seviyelerindeki değişim, PMS semptomlarını tetikleyebilmektedir [2]. Regl sürecinde bu hormonlar doğal bir şekilde salgılanır [2]. Regl döngüsünde meydana gelen faz geçişlerinde hızlı hormon değişimleri anksiyeteye, irritabiliteye ya da diğer duygu değişimlerine neden olabilmektedir [2].


Beyin kimyasalları değişimi de PMS’i tetikleyen faktörler arasındadır. Östrojen hormonunda meydana gelen düşüş dopamin, asetilkolin ve serotonin nörotransmitterlerini etkilemektedir [2]. Bu nedenle uyku problemleri ve depresif duygu durum halleri yaşanabilmektedir [2].


Aile geçmişinde bipolar bozukluk, depresyon ya da PMS öyküsü olanlar da semptomları deneyimleyebilir [2]. Aynı zamanda sigara kullanımı, şeker oranı yüksek beslenme düzeni ve fiziksel aktivite yapmamak gibi alışkanlıklar da PMS için zemin hazırlamaktadır [2].


3. “Toplum içinde regl hakkında konuşulmamalıdır.”


Regl süreci bizi rahatsız edebilir ama regl hakkında konuşmaktan rahatsız olmamak gerekir. Aslında bu mit diğer tüm mitlerin yayılmasına neden olan bir ifadedir. Regl hakkında açık ve dürüst bir şekilde konuşulmadığı için menstruasyon tabulaştırılmıştır [3].


İlk menstruasyon sürecini yaşayacak olan kişiler için regl son derece korkutucu olabilmektedir [3]. Konuşulmayan ve deneyimlerin aktarılmadığı bir konu olduğundan küçük yaştaki çoğu çocuk bu durumdan endişe duymaktadır [3]. Menstruasyon alanında eksik eğitim verilmesi, hatta hiç eğitim verilmemesi regl döngüsünü ürkütücü kılmaktadır [3]. Bu süreci sağlıklı bir şekilde deneyimlemek için regl hakkında konuşmalı ve bilgi paylaşımı yapmalıyız.


Stigmalar çevresinde şekillenen bu mit insanları bu konuyu konuşmaktan iyice uzaklaştırmaktır. Oysaki her zaman dediğimiz gibi regl utanılacak bir şey değildir. Son derece normal ve doğal bir olaydır, vücudun fizyolojik olarak geçirdiği dönemsel bir değişimdir.


Kaynaklar



İçerik Üreticisi: Elif Özgüder
Editör: Ladin Toplu
7 Nisan 2022 tarihinde güncellendi.

Comments


bottom of page