top of page

Cinsel Travma

Özü gereği oldukça hassas, her kelimenin söylenmeden önce defalarca düşünülmesini gerektiren bir konu cinsel travma. Yaş ve cinsiyet fark etmeksizin herkesi uzaktan veya yakından ilgilendiren bu konu, farkındalığın artırılması ve toplumdaki tabuların yıkılması bakımından oldukça değerli. Hepimizin aslında potansiyel bir süjesi olduğumuz cinsel travmayı gelin beraber inceleyelim.


Tanımı bakımından cinsel travma, kişinin kendi isteği dışında cinsel eyleme maruz kalması sonucu meydana gelen bir tür psikolojik travma olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani cinsel travma, cinsellikle ilgili çeşitli imalarda bulunmak, kişinin isteği dışında fiziksel temasta bulunmak, zorla cinsel ilişkiye girmek ya da girme teşebbüsünde bulunmak gibi çeşitli türlerde görülen cinsel istismarın bir sonucudur.[1] Az önce sayılan ve benzeri türdeki bütün yaklaşımlar ruhsal ve bedensel bütünlüğün bir ihlalidir ve cinsel travmaya yol açma olasılığı oldukça yüksektir. Her yaş grubundan, her cinsiyetten ve her sosyal gruptan bireyin maruz kalabileceği bir durum olsa da, günümüzde cinsel istismara maruz kalan bireylerin çoğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.[2] Bu istismarın sonucu olan cinsel travma ise olayın hemen sonrasında ya da olayın üstünden yıllar geçtiğinde ortaya çıkabilir.


Yaşanılan travmanın boyutu, maruz kalınan cinsel istismarın kim tarafından gerçekleştirildiği ile oldukça ilişkilidir. Cinsel istismarın dışarıdan, daha önce tanınmayan bireylerden geldiği durumlarda istismara uğrayan kişi cinsel travma ile daha kolay başa çıkmaktadır. İstismarı uygulayan bireyin yakın çevrede olduğu durumlarda ise başa çıkmak daha zorlu bir hâl almaktadır. Hem yaşanılan cinsel istismarın daha uzun sürebilme ihtimali hem de karşı koymanın daha zor olması, bireyin uğradığı psikolojik tahribatı derinleştirmekte ve daha yıkıcı cinsel travmalara zemin hazırlamaktadır. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün 2015 yılında yapmış olduğu çalışmaya göre yaşam boyu fiziksel ve/veya cinsel partner istismarına maruz kalan kadınların oranı %38 gibi oldukça yüksek bir orandır.[3] Bu veri, aslında kadınların %38 gibi büyük bir oranının cinsel travmaya sahip olabileceğini gözler önüne sermektedir.


Cinsel istismarın sonucunda meydana gelebilecek olan cinsel travmanın çeşitli boyutları bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, yaşanılan cinsel saldırının şiddeti arttıkça, bireyin travma sonrası stres bozukluğu yaşama potansiyeli de artmaktadır. Stres bozukluğunun yanı sıra, cinsel saldırıya maruz kalan bireylerde depresyon, anksiyete, cinsel fonksiyon bozuklukları, yüksek derece alkol kullanımı, benlik saygısı yitimi ve hatta intihara teşebbüs gibi problemlerin görülme olasılığı da oldukça yüksektir. İstismarın yaygın görüldüğü gruplardan biri olan çocuklarda ise, çocukların yarısından fazlasında yaşanılan olaya karşı amnezik olma durumu görülmüştür.[2] Çeşitli boyutları olan cinsel travmanın tedavisi ise mutlaka bir profesyonel yardım gerektirmektedir. Alanında uzman kişilerle birlikte psikolojik travma modeline dayalı psikoterapi yöntemleri uygulayarak travmatik bireylerin sorunlarına çözüm bulmak, bu bireylerin toplumdan kendilerini soyutlamalarını önlemede en önemli yöntemdir.[1]


Her noktası önemli ve bir o kadar da detaylı olan cinsel travma, tahmin edebileceğiniz üzere oldukça uzun bir konu. Cinsel saldırıların bir sonucu olarak karşımıza çıkan bu travma türünü sizlere elimizden geldiği kadar anlatmaya çalıştık. Cinsel travmalar hakkında bir daha konuşmanın gerek olmadığı, kimsenin kimseye şiddetin hiçbir türlüsünü uygulamadığı ve kimsenin herhangi bir özelliği sebebiyle ayrımcılığa maruz kalmadığı güzel günlerde görüşmek dileğiyle, kendinize iyi bakın.


Kaynaklar


İlgili Yazılar

Comments


bottom of page