top of page

Cinsel Mitler - 2

Bu yazımızda, özellikle penis hakkında doğru bilinen yanlışlara değineceğiz.


Cinsel sağlık kişisel yaşam kalitemizi etkileyen bir faktördür. Bu konu hakkında bilgi edinme ihtiyacımız her geçen gün daha da artmaktadır. Bundan dolayı cinsellik hakkında edindiğimiz yanlış bilgilerin doğrularını öğrenmek çok önemlidir.


1. “Sevişme esnasında penis sertliği kaybı, kişinin partnerini çekici bulmadığı anlamına gelir.”


Sertleşme bozukluğu ya da bir diğer adıyla erektil disfonksiyon adı verilen cinsel işlev bozukluğu oldukça yaygındır. Sevişme esnasında yaşanan sertleşme sorununun psikolojik sebepler, medikal sorunlar, ve alkol veya ilaç kullanımına bağlı birden fazla nedeni olabilir [1, 2].


Kimileri erekte olamazken, kimileri ise ereksiyonu devam ettirmekte zorluk yaşayabilirler. Bu durum genellikle kişinin partnerleri tarafından kişisel bir sorun olarak algılanır. Özellikle kadınlar partnerlerinin yaşadıkları ereksiyon problemi karşısında kendilerini suçlu hissederler ve aldatıldıklarına dair şüphe duymaya başlarlar. Oysa ki daha öncede belirttiğimiz gibi, penis sertliği kaybının birçok sebebi bulunmaktadır. Bu durumu partnerin çekici bulunmamasına bağlamak sertleşme sorunlarını arttırabilir ve çözümünü zorlaştırabilir. Aynı zamanda kişinin bu sorununu paylaşamaması, partneri ile sürdürdüğü ilişkisinde güven sorunlarına yol açabilir.



Erekte olabilmek ve ereksiyonu sürdürebilmek için vücutta bulunan hormonlar, sinirler, kan damarları, kalp ve beyin işbirliği içerisinde çalışır [1]. Bunlardan herhangi birinde yaşanan bir sorun, kişinin sertleşme problemi deneyimlemesine neden olabilir. Hormon üretimini etkileyen nörodejeneratif hastalıklar, diyabet, obezite, ilaç yan etkileri ve penise alınan bir darbe gibi nedenler erektil disfonksiyonun fiziksel sebepleri arasında gösterilebilir [2].


Bu durum sadece fiziksel sebepten kaynaklanmak zorunda değildir. Aynı zamanda psikolojik sebeplerden ötürü de sertleşme kaybı yaşanabilir. Seksle ilişkili travmatik bir deneyim yaşanması, stres, anksiyete ve yorgunluk psikolojik sebeplerden sadece birkaç tanesidir [2].


2. “Penis sertleştiğinde boşalma olmalıdır.”


Sertleşme aslında tahmin edilenden daha kompleks bir süreçtir. Erekte olmak için hem mental hem de fiziksel anlamda uyarılmak önemlidir [3, 4]. Kişi cinsel olarak uyarıldığında sinir sistemi penis etrafındaki kaslara gevşemesi için komut gönderir ve kan akışı penise doğru ilerler [4]. Kan akışı penise ilerlediğinde ise, penis etrafında yer alan dokunun zarı kanı hapseder ve kasılma yaşanır [4]. Bu durum, ön sevişme ve sevişme sırasında penisin erekte olmasını sağlar [3, 4].


Boşalmak ve orgazm olmak ise ereksiyon sürecinden bağımsız süreçlerdir [3]. Kaslar aracılığı ile sağlanan ereksiyonun aksine, boşalmak ve orgazm olmak merkezi sinir sistemimiz tarafından yönetilen refleksif bir süreçtir [3, 4]. Boşalmak, penis sertliği gerektirmeyen bir durumdur.



Çoğu insan için penis sertleştiği anda cinsel ilişkiye girilmesi büyük önem taşımaktadır. Penis sertliğinin kaybolma ihtimali ise bir görevin yerine getirilememesi endişesini körükleyen bir durumdur. Bu inanış sebebiyle, sertleşme olduğu anda cinsel ilişkiye girme süreci hızlandırılır ve bu hız beraberinde boşalmayı da hızlandıran bir süreç olarak karşımıza çıkar.


Penisin sertleşmesi her zaman boşalma ile sonuçlanmak zorunda değildir. Aynı zamanda penisin erekte halini kaybetmesi karşısında yaşanan korku sebebiyle cinsel ilişkinin hazzına odaklanmak geri planda bırakılır. Oysa ki penisi ilişki sırasında on saniye ile otuz saniye arasında geri çekmek, işaret ve orta parmak yardımıyla erbezi torbasının altıyla makat arasında kalan noktaya üç dört saniye baskı uygulamak boşalmayı geciktirir ve penisin erekte kalmasına yardımcı olur.


3. “Cinsel ilişki sırasında geri çekilme yöntemi kullanılırsa hamile kalınmaz.”


Geri çekilme yöntemi (the pull-out method) insanların genellikle tercih ettiği bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır [6]. Ancak ne yazık ki bu teknik gerekli önlemlerin alınması için yeterli değildir. Bu cinsel mit her geçen gün istenmeyen veya plan dışı gerçekleşen gebeliklere sebep olmaktadır ve bu riskli yöntemin hala tercih ediliyor olması cinsellik hakkında öğrenmemiz gereken daha bir çok şeyin olduğunu göstermektedir.


Bir kadının ovulasyon döneminde olmaması geri çekilme yönteminin risklerini azaltmaktadır. Bunun sebebi ise şu şekilde açıklanabilir:



Ovulasyon döneminin başlangıç tarihini kesin olarak bilmek her zaman mümkün değildir ama genellikle bu süreç reglinizden 10-16 gün önce başlamaktadır [5]. Ovulasyon sürecinde kadınların hamile kalma olasılığı yüksektir ancak bu ifade ovulasyon döneminde değilseniz hamile kalmayacağınız anlamına gelmez [5, 6]. Sperm, seks yaptıktan yedi gün sonraya kadar üreme sistemindeki yerini korumaya devam etmektedir [5, 6].


4. “Erkeğin penis boyu cinsel ilişki için çok önemlidir.”


Geçmişten günümüze penis, erkeklik ve güç kavramları ile ilişkilendirilmiştir. Bu ilişki günümüz pornografik yayınları ile pekiştirilmiş ve çoğu erkeğin penis boyutları hakkında endişelenmesine sebep olmuştur. Erkeğin penis boyu ile ilgili olan bu mit, kadınların sadece büyük bir penisle tatmin olabileceğine dair bir önyargı oluşmasına sebep olmuştur [7].


Penis boyu hakkında etrafta dolaşan abartılı söylemler ve yanlış bilgiler erkeklerin kendilerini yetersiz hissetmelerine ve penislerini küçük görmelerine sebep olmaktadır.


Yapılan bir çalışmaya göre, erkeklerin penisinin büyük olması, kadınların partnerlerini çekici bulması ve seksten tatmin olmaları için gereken bir faktör değildir [7]. Kadınlar partnerinin penis boyutundan çok, cinsel bilgiye sahip olmasına ve penisini nasıl kullandığına daha çok önem vermektedir [7].



5. “Cinsellik için mutlaka ereksiyon gereklidir.”


Bu cinsel mit, çiftlerin cinsel haz almasının önüne engelleyebilmektedir. Cinsel birleşmenin olması ve partnerlerin bu birleşmeden tatmin olması için penisin erekte olmasına gerek yoktur. Penis sertleşmeden, erkeğin üstte olduğu bir pozisyonda, parmakların yardımıyla penisin vajinaya girişi kolaylıkla sağlanabilmektedir. Antik Çin Taocu felsefesinde bu tekniğe yumuşak giriş tekniği adı verilmektedir [8]. Bu teknik sayesinde, erkeğin sertleşmeden cinsel ilişkiye giremeyeceği inancı sarsılmış olmaktadır. Yumuşak giriş tekniği ile birlikte partnerler cinsel haz deneyimleyebilir [8]. Bunun yanı sıra, partnerler birbirlerinin erojen bölgelerine yaptıkları uyarılarla ve derin nefes alımlarıyla birlikte cinsellik yaşayabilir ve seks deneyimlerinin kalitesini arttırabilmektedir [8, 9].